30 Aralık 2007 Pazar


KONUTLARDA TÜKETİLEN ENERJİNİN YÜZDE 80'Nİ ISINMAYA HARCANIYOR

Güneş enerjili sıcak su sistemlerinin, güneş enerjisi potansiyelinin yüksek olduğu Güneydoğu Anadolu, Akdeniz ve Ege bölgelerinde yeni yapılanmakta olan binalarda kullanımını artıracak düzenlemelerin yapılması gerektiğinin altı çizilen bildirgede, konutlarda tüketilen enerjinin yüzde 80'inin ısınmaya harcandığı vurgulandı. Ek maliyet getirmeden yüzde 30'lara varan ısı kazancı sağlayan mimari özellikler kullanılmasının önemine değinilen bildirgede, jeotermal ve rüzgar enerjisinin mevcut olduğu bölgelerde de güneş enerjisi ile entegre sistemlerin oluşturulması gerektiği belirtildi.

TÜRKİYE'DE GÜNEŞ ENERJİSİ


Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu sonuç bildirgesine göre, Türkiye'nin brüt güneş enerjisi potansiyeli 87.5 milyon ton eşdeğer petrol (MTEP) olarak belirlendi. 87.5 MTEP'in, 26.5 MTEP'nin ısı üretimine, 8.75 MTEP'nin ise elektrik enerjisi üretimine elverişli olduğu kaydedilen bildirgede, "Türkiye'nin yıllık ortalama toplam güneşlenme süresi 2 bin 640 saattir. Türkiye bu enerjinin sadece yüz binde ikisinden yararlanabiliyor" denildi. TMMOB Makina Mühendisleri Odası'nın Düzenlediği "III. Güneş Enerjisi Sistemleri Sempozyumu"nun sonuç bildirgesi açıklandı.
Bildirgeye göre, Türkiye, enerjide yüzde 74 gibi yüksek bir oranda dışa bağımlı. Resmi kurumların yapmış olduğu uzun vadeli projeksiyonlarda ise dışa bağımlılık oranının 2010'da yüzde 71,2015'de yüzde 68,2020 yılı için yüzde 701er seviyesine olacağı tahmin ediliyor. 2006 yılında Türkiye'nin toplam enerji tüketimi 93 milyon ton eşdeğer petrol (MTEP) olarak gerçekleşti. Tüketim oranı ise her yıl yüzde 5 civarında artarken, geçen yıl enerji ithalatı için 28.5 milyar dolar ödendi. Bu değertoplam ihracatın yaklaşık bir bolü dördüne karşılık geliyor. Bildirgede, artan enerji ihtiyacının ucuz, sürekli ve güvenli bir şekilde karşılanmasında yaşanan zorlukların, Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri haline geldiği kaydedildi.
Bildirgede, "Temiz ve tükenmez bir enerji kaynağı olan güneş enerjisi açısından Doğu Karadeniz hariç bir güneş ülkesi diyebileceğimiz Türkiye'nin yıllık ortalama toplam güneşlenme süresi 2 bin 640 saattir. Bu oran günlük 7.2 saate karşılık geliyor" denildi.

20 Aralık 2007 Perşembe

























(Bilgiler ve resimler www.suyunubosaharcama.org sitesinden alınmıştır.)



17 Aralık 2007 Pazartesi


13 Aralık 2007 Perşembe

HAVA KİRLİLİĞİ

Çevremizi saran, soluduğumuz ve yaşam için önemli öğelerden biri olan havanın, doğal bileşiminin değişime uğrayarak insan sağlığına zararlı bir özellik kazanmasına hava kirliliği denir.
Hava kirliliğine neden olan kirletici kaynaklar
• Sanayi kuruluşları:Çeşitli kirletici gaz ve maddeleri bacaları aracılığı ile havaya yaymaktadır.
• Termik santraller:yüksek oranda Kükürtdioksit emisyonları nedeniyle çevreye ciddi zararlar vermektedir. Ülkemizde bitki örtüsü tarımsal üretim ve ormanlarda kayıplara neden olmuştur.
• Yakma tesisleri:evsel ve endüstriyel çeşitli atıkların yakılması sonucu oluşan emisyonlar atmosfere yayılmakta ve canlı yaşamını olumsuz etkilemektedir.
• Konut ve işyerleri:ısıtılması için kullanılan yakıtların yanması sonucu oluşan gazların bacalardan atmosfere yayılması
• Taşıt araçları: tüm motorlu taşıtların kullandıkları yakıtın yanması ve egzozdan havaya verilmesi
• Orman ve bitki örtüsünün yanması
• Yanardağlar
• Maden ocakları

HAYVANLAR ÜZERİNE ETKİLERİ

Hayvanların hava kirliliğinden etkilenmesi solunum yoluyla ve beslenme sırasında aldıkları kirletici maddelerden kaynaklanmaktadır. Gıdalar yoluyla alınan kirleticilerin etkisi havadan solunum yoluyla alınandan daha önemlidir. Özellikle gıdaların büyük payı vardır. Kirleticilerden etkilenen yörelerde yetiştirilen yem bitkileri kirletici kimyasal maddeleri emilme yoluyla etkilemekte, bitki dokusunda biriken kirleticiler beslenme sırasında hayvanların vücuduna girmektedir. Et, süt ve yumurtasından yaralandığımız hayvanların kirlenmeden etkilenmesi onların ürünlerini yiyerek beslenen insanlara dolaylı olarak yönelmektedi

BİTKİLER ÜZERİNE ETKİLERİ

Hava kirliliğinin bitki örtüsü üzerindeki etkilerini görmek amacıyla çeşitli araştırmalar yapılmıştır. Bu konudaki en yoğun çalışmalar “asit yağışları”nın ormanlar üzerindeki etkileri üzerinedir. Almanya ‘da ortaya çıkan orman ölümleri büyük oranda asit yağışlarından kaynaklanmıştır. Binlerce hektar alan ormansız kalmıştır.
EŞYALAR ÜZERİNE ETKİLERİ
Eşyalarve binalar üzerine etkileri günlük yaşamda pek fark edilmemekle birlikte hava kirliliğinin kullandığımız eşyalar, giysiler ve yapılar üzerinde de etkileri vardır. Kirletici gaz ve tozlar havanın nemi ile birleşerek ortamda asidik etkiler yaratır. Kumaş, metal ve ahşap eşyalar üzerinde etkili olur. Binaların dış cephelerinin kararmasına ve aşınmasına neden olur.

Ormanlarımızı korumalıyız. Çünkü;

1- Ormanlar, 50 metre genişliğindeki bir parkın trafik gürültüsünü 20-30 desibel azaltır.


2- Ormanlar yaz sıcaklığını 5-8,5 °C azaltırken, kış sıcaklığını 1,6-2,8 °C artırır.

3- Hava kirliliğinin yaklaşık %50 si ormanlar tarafından temizlenir.

4- Ormanlar, ağaçsız bir alanın 8 katı fazla humus oluşturur ve toprak canlılarının yaşamasını sağlar.

5- Ormanlar, zehirli gazlar ile kirli suları filtre ederek temizler.

6- Ormanlar, bir ısı tamponu gibi görev yapar. Sıcağı ve soğuğu dengeler.

10 Aralık 2007 Pazartesi

Fen Lisesi ve Anadolu Lisesi Öğrencilerimiz Einstein Sergisi ve Bilim Merkezi Gezisinde .....























09 Aralık 2007 Pazar

"Çevre", insanların sürekli yaşadıkları yere denir. Denizler, dağlar, ovalar, nehirler, göller, yaylalar, ormanlar, çayırlar doğal çevreyi oluşturur. Doğal Çevrenin korunması amacı ile 1972 yılında İsveç'in Stockholm kentinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplandı. Bu toplantıda çevre sorunları ele alındı. Çevre kirlenmesine karşı üye ülkeler ortak çözüm yolları aradılar. Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında 5 Haziran gününün Dünya Çevre Günü olması kararlaştırıldı. Ülkemizde bu amaçla 1978 yılında "Türkiye Çevre Sorunları Vakfı", daha sonra "Çevre Müsteşarlığı" kuruldu. Başbakanlığa bağlı Çevre Müsteşarlığı Haziran ayının ikinci haftasını "Çevre Koruma Haftası" olarak kabul etti. Çevre Koruma Haftasında okullarda öğrencilere doğal çevrenin korunması gerekliliği anlatılır, çevre bilinci aşılanır. Okul çevresindeki yerlere geziler düzenlenir, panolar hazırlanır. Hafta boyunca kitle iletişim araçları aracılığı ile halka çevre kirlenmesi ile ilgili bilgiler verilir. Alınması gerekli önlemler anlatılır.

Çevrenin kirlenmesi, ülkede yaşayan herkesin ortak sorunudur. Çünkü çevre kirliği, içindeki yaşantıyı olumsuz etkiler, insanların ve diğer canlıların zarar görmesini sağlar. Son yıllarda büyük sanayi hamleleri ile dev fabrikalar kurulmuş, bu fabrikalardan gerektiği gibi çalışmayan ve sorumluluklarını yerine getirmeyenler, çevre kirliliğine neden olmuşlar, çevreye büyük zarar vermişler ve vermeye devam etmektedirler.

Başlıca çevre sorunları su, hava ve toprak kirlenmesidir.

Su kirlenmesi:

Denizlerin, göllerin ve nehirlerin, zararlı atıklarla kirletilmesi ile ortaya çıkar. Bu zararlı atıkları sulara sanayi kuruluşları bırakabildiği gibi, bilinçsiz insanlar da bunu yapabilir. Örneğin denize atılan bir plastik pet şişe yüzyıllarca kaybolmaz ve kirliliğe neden olur. Kirlilik ile deniz hayvanlarının yaşam ortamları bozulur, toplu ölümler meydana gelir, bu sulardan avlanan deniz hayvanlarının yenmesi insanlara zarar verir, insanlar denize giremez ve yüzemez.

Hava kirliliği:

Günümüzde hava kirliliğinin büyük bölümünü taşıtların egzozlarından çıkan gazlar oluşturur. Yakıtların gereği gibi yakılmaması sonucu da kirlilik ortaya çıkar. Bacalarına filtreleme sistemi yapmayan fabrikalar da kirliliğe yol açar. Kirli hava, solunuma elverişsiz havadır. Kirli hava solunum yolları hastalıklarını artırır. Solunum organlarımızı yorar. Hava kirliliği ölümlere bile sebep olabilir.

Toprak kirlenmesi:

Atıklarla, zararlı ilaç ve gübrelerle toprağın çoraklaşması, tarıma elverişsiz duruma gelmesidir. Çiftçilerimiz; tarlada kullanacakları ilaç ve gübreleri, uzmanlarına sorarak bilinçli olarak kullanmalıdır. Hangi gübrenin hangi cins topraklarda yararlı olacağı bilinmektedir. Bu nedenle; ilgili uzmana danışmaksızın ilaç ve gübre kullanılmamalıdır. Toprağa zararlı atık maddeleri atılmamalıdır. Toprak kirlenmesi toprağın verimini azaltır. Bitki hastalıklarını çoğaltır, tarım alanlarının azaltır ve ülkenin fakirleşmesini sağlar.

Çevre Koruma Tedbirleri

*Biriken çöpler hemen kaldırılmalı, gerekli çöp kutularına atılmalıdır.

*Kanalizasyondaki patlamalar hemen ilgililere bildirilmelidir.

*Zararlı hayvanların, böceklerin özellikle, karasinek ve sivrisineklerin üreyip çoğalmaları engellenmelidir.

*Akarsular ve durgun sular, insan ve hayvan atıkları ile kirletilmemelidir.

*Yakıtların tam yakılması sağlanmalıdır. Böylece hem enerji kaybı, hem de hava kirliliği önlenmiş olur.

*Gereksiz yere araçlar kullanılmamalıdır.

*Denizlere çöp (özellikle plastik maddeler) atılmamalıdır.

*Sokağa kesinlikle çöp atılmamalıdır.